huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2015 Cumartesi



İLİŞKİLERDE ETKİLİ İLETİŞİM “PİN KODU” SEMİNERİ
 


Yaşamda her ilişkinin kendine özgü ve değişen bir dinamiği vardır. Doğduğumuz günden bu yana başlayan yaşam serüvenimizde kalıcı, gelip geçici görevleri olan yüzlerce kişiyle iletişim kurar, bu iletişim şeklimizle ilişkilerimizi düzenleriz.
İlişkilerimizdeki en temel yanlış sevmeye layık bulduğumuz kişiyi, kişileri "-meli, -malı'lar"la sevmektir.
Kimse bizim idealize ettiğimiz resme benzemez.Çünkü hepimizin hamuru farklı bir yaşam öyküsüyle yoğrulmuştur.
İlişkilerde etkili iletişimin yolu kişinin kendisiyle kurduğu uyum ve ahenkten geçer. Kişi kendisiyle sağlıklı bir diyalog içindeyse, bunu ilişkilerine de olumlu olarak yansıtır.
Evet, yine çok keyif alacağınızı düşündüğüm , hem kendimize hem de ilişkilerimize ayna tutacağımız bir seminer daha...
İlgi duyan herkesi bekliyorum👪
️📚👓

Program
---------------------------
Aktivite
İdealize İlişkiler
Etkili Iletişimin PİN kodu
- Sandviç Metodu
- Duygusal Kredi Hesabı
- Iletişim Stratejileri
- Meditasyon

Eğitmen: Ayhan Osmanağaoğlu
Yer: POZITIF ATÖLYE
Bağdat Cad. Eren Apt.No:346/B Kat:1Erenköy/IST
Tarih : 18 Nisan 2015 C.tesi
Saat : 12.30-14.30

Katılım bedeli : 50 TL (ikram dahil)
Lütfen katılımızı bildiriniz.
Gsm: 0535 396 91 26

11 Kasım 2014 Salı



İNANÇ  NEDİR?


Her insanın gönlünde yatan aslanları vardır.Maddi ve manevi istekleri.Bazı anlar maddi istekler ağır basar, bazen de manevi istekler.Bir sarkaç gibi gider gelir arzularımız.Ve hayat sürprizleriyle bize kucak açar. Bazen acı, bazen tatlı sürprizler.Bu belirsizlik,zamanın ne getireceğinin bilinememesi insanoğlunu merak duygusunu kışkırtıp, araştırmalar yapmasına neden olurken, zaman içinde de hayatın sistemini çözmesini sağlamıştır.

Dini öğretiler kaderden bahsederken, tanrısal iradeyi külli irade olarak adlandırıp, ardından da insanın da iradesi var, o da cüz-i irade demişlerdir.Bu da akıllara bir başka soruyu getirmiş, külli irade yani bütünün tanrısal olanın, allahın iradesi herşeye hakimse, benim cüz-i denilen kısmi iradem nerde işe yarayacak diye düşündürmüştür.

Bilim adamlarının yıllar yılı yaptığı araştırmalar şunu göstermiştir. İnsanın bilinçli zihniyle düşündüğü, bilinçaltında duygu olarak örtüşüyorsa, düşüncelerini  gerçeğe dönüştürebilmektedir.

Korktuğum başıma geldi  dediğiniz hiç olmadı mı? Ya da içten içe gerçekleşmesinden tedirgin olduğunuz,olmasın diye dua ederken bile, olacağını biliyorum diye hissettiğiniz durumlar? Bazen de  şaşırtıcı şeyler olur. Herşey kötü giderken, içinizde nereden geldiğini bilemediğiniz bir ferahlık vardır.

Yeryüzünde yaşayan  yedi milyar insanın, farklı dilleri, farklı inançları, farklı mezhepleri var iken, hepsinin  dilekleri duaları nasıl kabul olmaktadır? Yaratıcı, Allah hangi dine mensuptur?  Afrikalı ilkel yerliler,totemlere tapınırken duaları reddedilmekte midir? Ateistlerin hiçbir duası kabul değil midir?

İnanmak, insanın yaradılış özelliklerindendir. Ve ihtiyaçtır.Ateistler de, yaratıcı kavramına inanmayı reddederek, inançsızlığa inanmaktadırlar. Sonuç olarak herkes bir şeye inanır.

İnanç, kişinin kendini güvende hissetmesini sağlar. İnandığımız şey ne ise, onun varlığını hissettiğimiz ölçüde güvenlikte ve huzurlu oluruz. Huzur ve güven arayışı hiç bitmez, ta ki gerçek huzur ve mutluğun nerede olduğunu  idrak edinceye kadar...

Gerçeğin yolunda,sevgiyle..

 AYŞE SARI

www.aysesari.com
 Ayşe Sarı Pozitif Atölye© Marka Tescillidir.

19 Ekim 2014 Pazar

YAŞAMINIZI YENİDEN YARATMAYA 

HAZIR MISINIZ?

RYL SERTİFİKA PROGRAMIM BAŞLIYOR.



DÜŞÜNCELER MİDİR KADERİMİZİ YARATAN?
YOKSA KADERİMİZ Mİ DÜŞÜNCELERİ YARATIR?

İNSANIN KENDİ HAYATINDA DEĞİŞİM YARATABİLMESİ ÖNCE BU BİLMECEYİ ÇÖZMESİYLE BAŞLAR.

RYL (RECREATE YOUR LİFE) "YAŞAMINI YENİDEN YARAT"

SERTİFİKA PROGRAMI İLE, KENDİ HAYATINIZI DEĞİŞTİRMEYİ ÖĞRENECEKSİNİZ.
Sürdürmekte olduğumuz yaşamımızı,yeniden tasarlamak,içsel gücümüzün mucizeleriyle tanışmak ister misiniz?
"RYL"(RECREATE YOUR LİFE- YAŞAMINI YENİDEN YARAT)" eğitimim Kasım ayında başlıyor.
İsteklerinizin gerçekleşmesi bir türlü mümkün olmuyor mu?
Şans, bir şekilde sizden uzaklaşıyor mu?
Para ve bolluk, bir türlü size gelmiyor mu?
Aşk yada evlilik hayatı istediğiniz gibi gitmiyor mu?
Yaşam planınızı yeniden düzenleyerek,size engel olan nedenleri ortadan kaldırabilirsiniz.
YEDİ BÖLÜMDEN OLUŞAN EĞİTİMİM,YEDİ HAFTA SÜRECEKTİR.EĞİTİM SONUNDA,YENİ YAŞAMINIZA MERHABA DERKEN, KENDİNİZİ YENİDEN KEŞFEDECEKSİNİZ..
PROGRAMI BAŞARIYLA TAMAMLAYANLARA, UYGULAYICI SERTİFİKASI VERİLECEKTİR.
EĞİTİM PROGRAMIMA KAYIT OLMAK İÇİN:05353969126 TELEFONA İLETİŞİM BİLGİLERİNİZİ BIRAKABİLİR, ayse.sari74@gmail.com  ADRESİNE MAİL ATABİLİRSİNİZ.
.BİR GRUP 7 KİŞİYLE SINIRLI OLACAKTIR.

SEVGİYLE VE FARKINDALIKLA DOLU MUTLU GÜNLER DİLİYORUM.
A
YŞE SARI

20 Eylül 2014 Cumartesi

"MUTLU YAŞAMI YARATMA" ATÖLYESİ


                         "MUTLU YAŞAMI YARATMA"  ATÖLYE ÇALIŞMASI




Pozitif Atölye'de "Mutlu Yaşamı Yaratma" atölye çalışmamız başlıyor.

Günlük yaşamımız içerisinde, bazen başa çıkmakta zorlandığımız durumlar yaşayabilir,nasıl davransam, ne yapsam yada niye hep böyle oluyor dediğimiz durumlar yaşayabiliriz.Bazen çok emin olduğumuz konularda bile soru işaretlerimiz, acabalarımız olabiliyor.

"Mutlu Yaşamı Yaratma" atölye çalışmasının amacı, farkındalığımızı arttırarak, hayatımıza yeniden biçim vermek,sorunlarımıza çözüm üretmek,günlük yaşamın üzerimizde yarattığı stresi azaltıp, huzur ve mutluluğa dönüştürmenin yollarını öğrenmektir.
Bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bir zamanda yaşıyoruz.Hepimizin sahip olduğu yada kolaylıkla öğrenebildiği bilgileri hayatımıza uygulama konusunda sıkıntılarımız var.Bu çalışma, duyduğumuz,bildiğimiz ama bir türlü gerçekleştiremediklerimizi hayata geçirmeyi öğretiyor.

Ayşe SARI

Atölye çalışmamız 23 Eylül Salı günü başlayacaktır.
Hafta içi sabah  Salı  ve  Perşembe  günleri 11.00-12.30
Hafta içi akşam  Çarşamba günleri  19.30-21.00 saatlerinde
Atölye Katılım ücreti 30 Liradır.

Katılımcıların, önceden rezervasyon yaptırmaları rica olunur.
e-mail: ayse.sari74@gmail.com
Gsm:0535 396 91 26












25 Haziran 2014 Çarşamba






                         KENDİ DANSINI YARATMAYA HAZIR MISIN?

“Bir ses geldi taa uzaklardan..Artık duymam zannettiğim. Biran kendime, hayal mi yaşıyorum acaba dedim . Unuttuğum, yüzleşmek istemediğim, kabul etmekten kaçındığım ne varsa beraberinde o sesle içime geldiler. Sarsılırken düşmemeye çalıştım. Ayakta durmam lazımdı. Teslim olma, dur dedi bir yanım ...Teslim olmak kontrolü bırakmak demektir.Teslim olmak, acıyı yaşamayı göze almak demektir. Öyleyse niye teslim oluyorsun, kontrol sendeyse tedbir alırsın, göreceğin zararları en aza indirirsin diye fısıldadı.
Belki de hiç zarar görmeyeceksin. Nereden biliyorsun ki ? Bilme dedi, bilme hiçbirşeyi. Bilmek zorunda değilsin. Kızgınlıkla bırak artık ! dedi  öbür  yanım.
İçimeki diğer yarım, hayır dedi fısıldayarak.Bilmelisin, bilmeden olmaz.
Bir bilenle, bilmeyenin savaşı hep böyle sürdü gitti.Kazanan kim mi oldu? Kazananı yoktu. Kaybeden ise, konuşmaların içinde kaybolanlardı..”

İnsanın kendi iç savaşı kadar, ruhuna zarar vereni  yoktur. Kişi yaşadığı mutsuzluk, yada olumsuzluklarda etrafında gelişen olay yada durumları sebep olarak görür. Burada asıl görmemiz gereken içimizde ki  iki tarafın sesini dinlerken, bize verdikleri mesajları doğru dokumaktır.
Doğru okuma becerisini kazandığımız zaman, iç savaşlarımız biter.Daha huzurlu, daha dingin, yaşamdan daha fazla keyif alan,  mutlu, enerjik bir  insana dönüşürüz. Mutluluk, dış koşullardan ancak bu şekilde özgürleşir.
Yaşadığı hayat,  hangi koşullarda olursa olsun, huzurlu ve dingin hale gelebilmiş kişi,  mutluluğu her an hisseder. Bu ruhun özgürleşmesi, içimizdeki  iki tarafın,  uyum içinde dans etmeye başlamasıdır.
Şimdi,  içindeki ritmi hisset, dans etmeye hazır mısın?

Ayşe Sarı

"Hayat, fırtınada sığınak bulmak değildir, yağmurda dans etmeyi öğrenmektir" Sherrilyn Kenyon



28 Mayıs 2014 Çarşamba






HAYAT

Hayatı anlamak, düzenini kavramak bazen zor geliyor mu? Hadi ya, işe bak, nasıl oluyor yahu dediğiniz hiç olmadı mı? Bunaldığınız zamanlarda, lan ne kadermiş bu dediğiniz oldu mu veya hiç şansım yok dediğiniz. Yada tam tersi ulan ne ballıyım dediğiniz anlar. Her iki durumu da yaşadığımız çok olmuştur. Hepimizin çok şanslıyım yada çok şanssızım dediği zamanlar. İsyanlarımız, sevinçlerimiz. Hepsi bir arada toplu yaşamJ)

Hayat… Çözmeye çalıştığımız bilmece. Veya çözmekle uğraşmayıp, ne halin varsa gör deyip, olanı kabullendiğimiz yaşamımız. Hepsi aynı yere varıyor zaten.  Yaşanmışlıklarla edindiğimiz tecrübeler. Bazı öğretiler buna deneyim diyor, bazısı ,imtihan.. Adı ne olursa olsun, kişinin yaşadığı deneyimler var. İnancına göre koyduğu etiketin yazısı değişiyor.
Araştırmalarıma göre, inançlara göre ritüeller değişse de, öz,  yani insana fark ettirilmek istenen aynı, hiç değişmiyor. Hepsi, iyi insan olmamızı istiyor. Her zaman iyi olmak mümkün müdür peki? Sen, kendince iyi olduğunu zannedersin. Karşındaki sana küfredebilir. İyilik ve kötülük görecelidir. Her ne yapıyorsanız, kendi içinize dönüp baktığınızda, hiçbir korkuya yenik düşmeden doğrusu buydu diyorsanız eğer, o sizin için doğru olandır. Burada anahtar sözcük, kendi içimize dürüstçe bakarak, hiçbir korkuya yenik düşmeden kısmıdır. Bunu en iyi, kişinin kendisi bilir.
Kendimizden, varlığımızdan mutlu olduğumuz anların çoğalması, hayatı her şeyiyle kucakladığımız, huzurlu bir yaşam dileğimle, sevgiyle ve huzurla…

Ayşe Sarı

“Hayat, kendimizi keşfetmek için, yaşadığımız sonsuz yolculuktur."

19 Mayıs 2014 Pazartesi



AKIŞTA OL  DEDİKLERİ:))
 

Kaç kez sıkıştığınızı, çözümsüz kaldığınızı hissettiniz? İkilemde kaldığınızı, hangisini yapsam daha doğru olur diye düşünmekten baş ağrıları yaşadığınızı?
Hayatın yolları niye tümseklerden oluşur ki? Şöyle otoban kıvamında, dört şerit asfalt yol:)) Tadından yenmezdi. Cümleye dikkat ettiniz mi peki? Tadından yenmezdi dedim. Türkçede böyle bir deyim var. Tadından yenmemek. Olsun da yemeyelim diyeceğim bende.

Bazen her şey kol kola girip, halay çekerek üstümüze gelir. Bazen kişisel düzenimiz yerinde görünse bile, ağzımızın tadını bozacak bir şeyler çıkar. Çocuğun  yazılısı kötü geçer,tam imza atacakken anlaşma bozulur, kredi kartının ekstresi fazla gelir, bir bakmışsın yine benzine zam gelir, v.s,v.s… Hal böyleyken, durmadan birşeylerle mücadele halinde iken, gel de sinirini zıplatma.Gel de öfkelenme, gel de sakin ol.Gel de sev her şeyi. Mümkün müdür bu? İçsel huzuru korumak nasıl olur ki? Kişisel gelişim yazılarında, facebookta, şurda burda, akışta ol diye  birşeyler paylaşıyorlar.Akışa bırak, akışa bırak.Olsak olsak lav olup, yanardağlardan akarız diyeceğim geliyor bazen.

Hiç öfkelenmeyecek miyiz? Hiç kızmayacak mıyız? Kırılmayacak mıyız?  İnsanız kardeşim, robot değiliz ki.. Duygularımız var, hem de en babasından. Ne olacak, hep bastıracak mıyız? Elbetteki hayır!!

Bastırdığımız duygular, düdüklü tencere misali patlar bir an, hemde küçücük bir şeyden.Bazen duyarsınız, yaa hiçbir şey yokken, birden çıldırdı deriz. Aa, sana ne dedim ki bu kadar alındın deriz. Duygu patlamasını yaratan o an yaptığınız değildir ki. İçerde birikmiş, bastırılmış ne varsa, incir çekirdeğini doldurmayan bir olayda dışarı fırlar. Çünkü istihap haddi dolmuştur. Artık taşıyamıyorum der özünüz. Yeter artık diye bağırır. Tüm bunlar, kendimizi istediğimiz gibi ifade edememekten kaynaklanır. Bazen ayıp olmasın diye, bazen karşımızdaki kırılmasın  diye, bazen patron kızar diye. Tutarız tutarız, sonra bumm..

Akışta olmaktan yola çıkıp, konuyu bastırılmış duygulara neden getirdim diye  merak etmiş olabilirsiniz. Burada sözü edilen ilen akış, duyguların akışıdır. İşin püf noktası şu arkadaşlar. Örneğin,bir durum yaşadınız, kızdınız. Dikkat etmeniz gereken tek şey, duygularınızın analizini yapmaktır. Sizde kızgınlık duygusunu yaratan davranış yada olay neydi? Bu olayda kızgınlığın arkasına gizlenmiş başka  hangi duyguları yaşadınız? Sır, görünende değil aslında.O maskesi.Sır, onun arkasına saklanmış duygularda:)

Yaşadığınız,  gerçek bir olay üzerinde açıklamak çok daha somut  olurdu ama, buradan ancak genel ifadelerle anlatabiliyorum.
Akışta olmayı yaşamak: Birinci aşamada olanlar için, olumlu ya da olumsuz, günlük hayatımız içerisinde hissettiğimiz duyguların analizini yaparak, onların arkasına gizlenenleri çözmek . Şifre çözücü gibi:) Görünen ve görünenin arkasındaki.. Bu, kendini keşfetme yolundaki ilk adımdır. Sakinliğini koruyamayabilirsin. Çok doğaldır. Kendini analiz etmeye devam et.

Emin olun, ikinci adımda bu analizleri daha serinkanlı yapacaksınız.
Üçüncü adımda, ki bana göre tadından yenmeyen kısım burasıdır; Kendini dışardan izlersin. Çok eğlencelidir:) Bu içsel yolculukta, kendine tanık olmak diye anlatılan durumdur. 

Hayat, insanın kendini keşfetmesi için tasarlanmış bir oyundan ibaret. Bu dünyaya gelirken, herkes oyunda bir rol seçmiş. Aslında herkesin geliş amacı aynı. Hepimiz değerliyiz, hepimiz biriz, hepimiz önemliyiz diye anlatılmak istenen budur. Basit bir örnekle, bir filmdeki kötü karakteri sevmeyiz ama,  filmin oyuncusudur. İyi karakterde öyle. Şimdi söyleyin hangi oyuncu önemsiz?? Hepsi önemli değil mi? Birini çıkartırsak, senaryo bozulur. Ne gereksiz insan diye gördüğünüz kişiler varsa, unutmayın, sizin senaryonuzda onun mutlak bir rolü vardır, keşfetmeye çalışın.

 Yaradan, hiçbir şeyi sebepsiz sokmaz hayatımıza. Bizden istediği tek bir şey vardır. Kendi özümüzü keşfetmemiz. Tüm öğretilerin amacı budur. Bunu fark ettiğinizde, içinizdeki huzur kapısını açmış olursunuz.
Keşfimiz daim olsun, sevgiyle ve aşkla…


Ayşe Sarı

 "Keşfetmek için yaşıyorsan, her an yeni bir keşiftir" 


13 Mart 2012 Salı


MERHABA DÜNYA, MERHABA ŞARTLANMA !
Dünyaya merhaba dediğimiz ilk andan itibaren, çevremizi yavaş yavaş tanımaya, keşfetmeye başlarız.
Büyümeye başlayıp da, algılarımız arttıkça, tanıdığımız kişi ve nesnelerin etiketlerini de, üzerine yapıştırıveririz. Bu güzel, bu çirkin, iyi, kötü, tehlikeli,.. Biz etiketleme yaparken, bizim de üstümüze aynı hızda yapıştırmalar başlar. Çok yaramazsın, ne akıllısın, uslu durursan istediğini alırım. Yemeğini yemezsen oynayamazsın. Uzuun bir listemiz olur. Etiketlenen her şey bilinçaltında sessizce bekler. Bizde, ailemizin ve çevremizin  yarattığı şartlanmalarla, kendimize şekil veririz. Yıllarla birlikte, olgunlaştığımızı zannederken, aslında çocuk aklımızla oluşturduğumuz şeklin, yetişkin versiyonunu yaşarız. Günümüzde, bilinçaltı korku kalıpları temizliği, çekirdek inanç temizliği diye internette, orada burada çarşaf çarşaf gördüğümüz yayınlar, korku temizliği denilen olayı, yine korkutarak yapar. Eyvah korkum varmış, temizlemem lazım:) Korkuyu temizlemek için, yine korkuyu kullanmak beni biraz gülümsetiyor.

 Sakin bir anınızda, gözünüzü kapatıp,  şuan bulunduğunuz yaştan, gerilere, çook gerilere gitmeyi deneyin. Hatırlayabildiğiniz en küçük yaşınıza gidin. Bulunduğunuz ortamı, o ortamda sizi mutlu eden olayları, mutsuz eden olayları, tedirgin eden olayları düşünün. Ne yapıyordunuz? Anneniz, hangi role büründüğünüzde size daha çok ilgi gösteriyordu? Babanız? Hangi davranışları gösterdiğinizde babanızın ilgisini daha yoğun hissediyordunuz?

Aile tablonuzda, kimin hangi rolü vardı? Mutlu eden olaylar kısmında, mutlu olmanızı sağlayan durum neydi? O durumda hangi hareketleriniz mutluluk ve huzur duygusunu size yaşatıyordu? Aynı şekilde mutsuz ve tedirgin olduğunuz durum ve hareketleri bugününüzle karşılaştırın. Bunu doğru tespit ederseniz, ortak noktaları fark edeceksiniz. Bu farkındalıkla, şuan da hangi olayları neden yarattığınızı, hayatınızdaki insanların görevlerini daha iyi anlayacaksınız.

Göreceksiniz ki, şuan hayatınızda olan insanların sadece adı değişmiş. Eskide varolan herkesin yerini bir başkası almış ve aynı rolü oynamaya devam ediyor. Bu rollerden sıkıldım, artık bitsin durumunda iseniz, kimin neyi neden yaptığını bilmeniz, fark etmeniz gerekli. Bu farkındalıkla istemediklerinizin işine son verebilirsiniz:) Patron sizsiniz:)

Basit bir örnekleme yaparsak, küçükken babasının hep kıymetli kızı olmuş kadınlar, yetişkin olduklarında kendi nazlarına tahammül gösterecek erkeklerin yanında kendilerini daha mutlu hissederler. Burada yaşadıkları duygu, çocukluktaki benzer durumun güncel versiyonu olduğu içindir. Aynı şekilde annelerin kıymetli oğulları da, güçlü kadınları daha çekici bulurlar. Kalıp aynıdır, kişiler değişir. Küçükken, korkunca annemizin eline sıkıca yapışırız, büyürüz, korkunca yine bir eli tutmak isteriz. Bu kez tuttuğumuz el annemizin değildir ama olay aynıdır. Öfkeli davranışların, agresifliğin, içe kapanıklığın yada aşırı sosyalliğin kökenine indiğinizde, ruhunuzun savunma mekanizmasını böylelikle çözümleyebilirsiniz. Bu şartlanmaların farkına vardığınızda, güçlü bir arzuya sahipseniz, hayatınıza çektiğiniz olayları ve kişileri de değişime uğratabilirsiniz. Doğaya bakın, yapraklar her mevsim yenileniyor, bizler ağaçları buduyoruz, daha güçlü dalları olsun diye,..

 Eskiler, insanları nitelerken, sinirlidir ama hamuru iyidir, ya da öyle iyi göründüğüne bakma, hamuru  bozuk gibi kolayca şekil alan maddeleri neden seçmişler ki? Demek ki bir şekil verme yada şekle sokma durumu var diye düşünüyorum. Gelin sizde, birilerinin sizi soktuğu  eskimiş şeklinizi bozun, yeni şeklinizi özgürce yaratın. Şimdi değişim zamanı…
Yeniliğin güzelliği hep hayatınızda olsun…
Ayşe Sarı

 ayse.sari74@gmail.com


 “Herşey dün ile geçti cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım”. Hz.Mevlana




25 Şubat 2012 Cumartesi

Hayat Oyunları













Yaşam, kendi döngüsünü sürdürürken, bazen midemize yumruk yemişçesine acı duyduğumuz beklenmedik olaylar yaşarız. Bazen de büyük sevinçler… İçinde bulunduğumuz  şuana kadar, yaşadıklarımızı bir an düşündüğümüzde, film kıvamındaki hayatımızda ne çok şey geçmiştir. Acı, tatlı, komik bir sürü şey. Bazen istediğimiz gibi olmuştur , bazen de hiç istemediğimiz olayları yaşamak zorunda kalmışızdır. Geleceğimizi merak ederiz ne olacak diye düşünürüz elde olmadan. Düşünceler, kaygı taşıyorsa eğer, çırpınıp dururuz kimseye belli etmeden. Olaylara hangi yönden bakıyorsanız, size o yüzünü gösterecektir hayat… İşin sadece sıkıntı boyutunda iseniz, sıkıntıyla yaşarsınız, farkına varmadan…  Hangi pencereden bakıyorsunuz? Gökyüzünü hep bulutlu görenler, aralardaki mavilikleri asla fark etmezler,  aslında mavilikler hep ordadır. Biz, neyi istemediğimize öyle takılırız ki, asıl istediğimizi görmeyiz.
Oysa teşekkür edeceğimiz, şükredeceğimiz onca şey vardır,  farkında  olmadığımız. Görmek,  işitebilmek, koklamak, konuşmak gibi… Doğarken sahip olduğumuz, kaybetmedikçe  değerini bilmediğimiz beş duyumuz gibi… Sadece görebildiğiniz için hiç mutlu oldunuz mu? Zenginlik durumu banka hesabı mıdır? Fakir edebiyatı yapmıyorum. İç huzuruyla yaşamak kadar değerli ne vardır ki? Söyleyebilir misiniz? Paranın her zaman huzur getirdiği doğru mudur? Koşullara bağlayarak huzuru bulamazsanız, koşulun olduğu yerde erteleme vardır. Yaşamınız ertelenecek kadar önemsiz midir?
Her şey yolundaysa, çok şükür işler iyi, çok şükür işler yolunda deriz.  Terslikler varsa hayatımızda, şikayet durumuna geçmişizdir . Eğer orta yaş üzerindeyseniz, sağlığım iyi, buna da şükür diye replik değişir hemen.
Problemler her zaman hayatın içinde  vardır oysa...   Burada, huzur duygusunu  bize unutturan şey, problemler değil, ruh halimizdir. Bizim, sorunları yaşarken, ortaya koyduğumuz duygulardır. Hayatınıza huzur getirecek adımları atmazsanız,  stresle  yaşarsınız.  
Biz, kendimizi tüm samimiyetimizle kabullenmemişken, dünyadaki varlığımızdan mutlu değilken, yaratıldığımız için teşekkür etmemişken, hayatı ve getirdiklerini nasıl kabulleniriz ki? Bu dünyaya acı çekmek için geldiğinizi hiç düşündüğünüz olmadı mı? İçimizde gizli kalmış bir sürü öfkeyle yaşadığımızın farkında mıyız? Hep bir şeyleri tamamlamaya uğraşırız.  Oysa ki  tamamlamak  durumunda olduğumuz tek şey hayattır. Bize verdiklerine ve vermediklerine teşekkür ederek, vermediklerinin de bir sebebi olduğunu düşünerek sakin durmalıyız.


Yaşamımızdaki iniş çıkışların içinde savrulmadan,  kendi gücümüzü keşfetmenin ilk adımı  varolanı kabullenmektir. Kabullenmenin ilk adımı kendimizi sevmekle başlar. Kendini sevmek, hayatı sevmektir derler. Herkes kendini sevdiğini zanneder, oysa sevenler çok azdır. Bunu anlamak için aynada kendinize bakıp, tüm içtenliğinizle gülümseyin. Ne kadar samimi buldunuz merak ediyorum. Çok sevdiğiniz birisini gördüğünüzdeki gibi mi? Kendi yansımanıza bakarken gözleriniz parlıyor mu? Coşkuyla,  gözleriniz parlayarak kendinize bakabiliyorsanız, gerçekten kendini sevenlerdensiniz demektir.
Güne başlarken, içten, sımsıcak bir gülümsemeyle kendinize bakın ve seni seviyorum deyin  Yaşadığımız anı güzelleştirmek her zaman bizim elimizdedir. Unutmayın değişen olaylar değil, sadece duygulardır. Gülümseyin, griliklerin arasındaki maviliği göreceksiniz. Farkedilmek için sadece gülümsemenizi bekliyor, orada ve her zaman olduğu yerde duruyor.
Sevgiyle Kalın,
Ayşe Sarı
ayse.sari74@gmail.com



“Deme bu neden böyle, yerindedir o öyle! Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler…..”